2 Ocak 2017 Pazartesi

Obsesyon Nedir ? Belirtileri Nelerdir

El yıkamak, her gün düşünmeden yaptığımız sıradan ama sağlığımız için gerekli bir davranışken, elleri sık ya da gereğinden uzun yıkamak bir hastalık belirtisi olabilir. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği’nden Yrd. Doç. Dr. Emre Tolun Arıcı, obsesyonun (takıntı) bir düşünce olduğunu ve zihne istenmeden gelerek huzursuz ettiğini söylüyor. Bu düşüncelerin kontrol edilemez ve dışarıdan görünenin aksine kişinin elinde olmadığını da vurgulayan Arıcı, temizlik takıntısını şöyle tarif ediyor:

“Ütüyü prizde mi unuttum?”, “Arabayı kilitledim mi?” sorularını sıkça kendinize soruyor ve kontrol ihtiyacı hissediyorsanız, ellerinizi sürekli yıkıyor, simetrik olmayan şeyler sizi rahatsız ediyor ve düzeltme ihtiyacı hissediyorsanız “Obsesif Kompulsif Bozukluk” hastası olabilirsiniz. Uzmanlar, tedavi edilmediği takdirde hem kişinin hem de çevresinin hayatını çekilmez hale getiren bu hastalığa depresyon gibi başka psikiyatrik hastalıkların da eklenebileceği konusunda uyarıyor.

“Pek çok insan için temiz kabul edilen evdeki masaya dokunmak bile obsesif kişi için “ellerime kir bulaştı” düşüncesine sebep olur hatta bunun sonucunda kendine ya da başka birine hastalık bulaştırmaktan korkar. Bu da şiddetli bir sıkıntı hissi yaratır ve kişi rahatlamak için ellerini yıkar. Fakat bu durum uzun sürmez ve düşünce tekrar ederek, kısır döngüye yol açar. Hasta, sıklıkla mikrop, toz, kir gibi etkenler ile idrar gibi vücut dışkılarının bulaştığına inanır.

Telkinler hastayı zorluyor

Bu hastalara sıkça söylenen “elini yıkama, sen yapıyorsun” gibi telkinlerin kişi için çok sıkıntı verici ve zorlayıcı olduğuna da değinen Yrd. Doç. Dr. Emre Tolun “bulaşma-temizlik” tipine ilişkin belirtileri ve hastanın yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor:

“Elleri yıkamak sağlıklıdır, fakat günde toplam bir saatten fazla yıkanması, yıkanmadığında yoğun sıkıntı hissedilmesi ve günlük yaşamın  bundan olumsuz etkilenmesi bize hastalığı düşündürüyor. Bu kişilerde ellerin yıkanmaktan tahriş olduğunu, dışarı çıkamamaya varacak kadar temaslardan kaçınıldığına şahit oluyoruz.”

Takıntının birçok farklı tipi var

Obsesif Kompulsif Bozukluğunun sadece temizlik takıntısıyla sınırlı olmadığını da ifade eden Arıcı, diğer türleri ise şu şekilde açıklıyor:
“Temizlik dışında sıkça görülenlerden biri de kuşku-kontrol tipidir. Bu ise evden çıkarken kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden emin olamama, yatarken doğalgazı defalarca kontrol etme gibi hareketlerle kendini gösterir. Bunların dışında takıntı tipleri arasında; dini, cinsel içerikli, zarar vermekle ilgili olumsuz düşünceler içeren, simetri, düzen, sayı sayma, eşya biriktirmek (istifçilik) gibi çeşitleri de bulunmaktadır. Birden çok obsesyon bir arada olabilir. Zaman içinde yer değiştirebilirler, örneğin temizlik kaybolurken yerine kontroller alabilir.”

Obsesif Kompulsif Bozukluk’un tedavisi mümkün

Yrd. Doç. Dr. Emre Tolun Arıcı, Obsesif Kompulsif Bozukluk’un tedavi edilmediğinde tekrar edip süreğenleşebildiğini ya da şiddetlenebildiğini de belirtiyor. Hastanın el yıkama süresinin günde bir-iki saatken bu sürenin neredeyse uyanık olunan tüm zamana yayılabildiğine dikkat çeken Arıcı, bu durumun da doğal olarak aile, arkadaş ve iş yaşamını olumsuz etkileyebildiğini ifade ediyor. Takıntıya, depresyon gibi başka psikiyatrik hastalıklar eklenebileceğini de dile getiren Arıcı, Obsesif Kompulsif Bozukluğunun tedavisinin mümkün olduğunu ve tedavi olmak isteyen kişilerin öncelikle bir psikiyatri uzmanına başvurmaları gerektiğini söylüyor.

Depresyonda olduğunuzu nasıl anlarsınız Belirtileri

Kadınlar ve düşük gelirlilerde daha sık görülür

Prof. Dr. Orhan Doğan: Depresyon tüm toplumlarda kadınlarda erkeklerden iki kat daha yüksek oranda görülür. Depresyon düşük gelir ve düşük eğitim düzeyindekilerde daha yüksek oranda görülür. Bunlarla bağlantılı olarak işsizlerde oran çalışanlara göre daha yüksektir. Ekonomik kriz, oranı artırmaktadır. Depresif kişiler diğer insanlara zarar vermez. İntihar girişimiyle ve tamamlanmış girişimlerle kendilerine zarar verirler. İntihar nedeniyle dünyada her gün 3 bin, her yıl 1 milyon kişi yaşamını yitirmektedir.

Stres modern dünyanın en önemli sorunlarından biri. Özellikle büyük kentlerde iş stresi, trafik ve geçinme derdi farkında olmadan insanların depresyon geçirmesine neden oluyor. Depresyon modern insanın en büyük problemi. Peki siz depresyonda mısınız? Depresyon geçirdiğinizi nasıl anlarsınız? İşte size evde yapabileceğiniz 10 soruluk depresyon testi. Depresyonun her yaştan her cinsiyetten her gelir ve eğitim düzeyinden, her meslekten insanda görülebileceğini belirten Okan Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Orhan Doğan, depresyonun yalnız hastaları değil aileyi ve toplumu da olumsuz etkileyen; yineleme olasılığı yüksek; fakat tedavi edilebilen bir bozukluk olduğunu belirtiyor. Prof. Doğan bir insanın yaşam boyu depresyona yakalanma olasılığının da yüzde 15 civarında olduğunun altını çiziyor.

10 soruda depresyon testi

Aşağıdaki sorular durumunuzun depresyonla ne kadar ilgili olduğunu belirlemeye yönelik olarak hazırlanmıştır. Bunlar bilimsel olarak kabul edilen belirtiler olmakla birlikte, psikiyatrik muayene yapılmadan tanı konamayacağı unutulmamalıdır.

Depresyonda mıyım?

Aşağıdaki soruları doğru ve samimi olarak yanıtlayınız ve değerlendirmeyi okuyarak durumunuz hakkında bilgi sahibi olunuz. Bu bilgi yol göstericidir, tanı değildir. Soruları son iki haftayı dikkate alarak yanıtlayınız.

  1.    Elemli, kederli, üzüntülü (Karadeniz’de gemileri batmış gibi) bir ruhsal durum içinde misiniz?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

  2.    Eskiden ilgilendiğiniz ve zevk aldığınız etkinliklere, dizilere, gezmeye vs. ilginizi kaybetmeniz ve zevk almamanız var mı?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

  3.    Diyet yapmadan aşırı kilo kaybettiniz veya kilo aldınız mı? (Bir ayda ağırlığınızın %5’ten fazlası)

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

  4.    Hemen her gün uykusuzluğunuz veya aşırı uyumanız var mı?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

  5.    Başkalarının da gözlediği, fiziksel ve zihinsel olarak huzursuzluk veya yavaşlamanız var mı?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

6.    Hemen her gün değersizlik veya aşırı suçluluk veya günahkarlık duygularınız var mı?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

  7.    Hemen her gün düşünmenizde veya konsantre olmanızda azalma veya kararsızlığınız var mı?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

  8.    Hemen her gün enerji kaybınız veya yorgunluğunuz var mı?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

9.     Yukarıdakilerden ‘evet’ olarak yanıtladığınız durumlar günlük yaşamınızı, iş/okul ve toplumsal işlevlerinizi bozuyor mu?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,

10.   Yukarıdaki özellikler bir maddeye veya bir bedensel hastalığa bağlı mıdır?

       ( ) Evet,    ( ) Hayır,
DEĞERLENDİRME

Depresyon riski

Birinci ve ikinci sorulardan en az birine ve 3.-9. sorulardan en çok dördüne ‘evet’ yanıtı verdinizse, depresif belirtileriniz vardır ve depresyon riski altındasınızdır. Durumunuzun değerlendirilmesi gerekir.

Yüksek depresyon riski

Birinci ve ikinci sorulardan en az birine ve 3.-9. sorulardan en az beşine ‘evet’ yanıtı verdinizse, depresif belirtileriniz ve belki depresyonunuz vardır; yüksek depresyon riski altındasınızdır. Onuncu ve on birinci sorulara verilen yanıtlar da dikkate alınarak durumunuzun bir ruh hekimi tarafından mutlaka değerlendirilmesi gerekir.

Dikkat, depresyondasınız

Birinci ve ikinci sorulardan en az birine, 3.-9. sorulardan en az beşine ve 10. soruya ‘evet’, 11. soruya ‘hayır’ yanıtı verdinizse, depresyondasınız demektir. Mutlaka bir ruh hekimine başvurmanız ve tedavi olmanız gerekir. (Evet yanıtı verdiğiniz durumlar bir yas reaksiyonuna bağlı olmamalıdır.)

Rahat olun

Birinci ve ikinci sorulardan ikisine de ‘hayır’ yanıtı verdinizse, 3.-9. sorulardan en çok bir-ikisine veya daha azına ‘evet’ yanıtı verdinizse veya hiçbirine ‘evet’ yanıtı vermedinizse, depresyon riskiniz yok denecek kadar azdır veya yoktur, rahat olun.

Vajinismus Nedir Nasıl Tedavi Edilir

Vajinismus Nedir?

Vajinismus – ilişkiye girememe –  kadının ilişki anında; “korku, kasılma, geri çekilme, eşini eli ile itme, acı duyma endişesi taşıma” gibi bilinçaltı sebep ve tepkilerle ilişkiyi gerçekleştirememe durumudur. Erkeklerin çoğu bu tepkileri anlamsız bulurken yanlış olarak eşinin kasıtlı olarak yaptığını bile düşünebilirler.

3 saatlik tedavi ile vajinismus problemi son bulabilir…

Vajinismus tedavisinde kullanılan alternatif yöntemlerden biri olan hipnoz tedavisi ile vajinismus probleminin kolay bir şekilde çözülebildiğini belirten Dr. Murat Ulusoy, “Hipnoz ile tedavi, vajinismus sorunu yaşayan kişilerde bilişsel ve davranışsal cinsel terapilere ek olarak uygulanıyor. Hipnoz tedavisi vajinismusta tedavi sürecini kısaltıyor ve kişilerin bu sorundan daha kolay bir şekilde kurtulmasını sağlıyor.

Çiftlerin cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyen rahatsızlıkların başında gelen vajinismus, hipnoz tedavisi ile sorun olmaktan çıkıyor. Türkiye de her on kadından birinde vajinismus rahatsızlığının görüldüğünü dile getiren Dr. Murat Ulusoy, birçok çiftin, ilk gece ve takip eden günlerde ilişkiyi yaşayamadığında tam olarak neler olup bittiğini anlayamadığını, hatta nice zaman sonra sorunlarının vajinismus olduğunun farkına vardıklarını belirtti.

Hipnoz yöntemi ile yapılan vajinismus tedavisinde kişilerde rahatlama artıyor, özgüven yükseliyor, kaygılar azalıyor ve gevşeme sağlanıyor. Vajinismus hastalığının tedavisinde başarılı sonuçlar almak için eklektik bir yaklaşımın benimsenmesi büyük önem taşıyor. Bilişsel, davranışçı, psikoeğitim ve hipnoz terapi yaklaşımlarını bir arada içeren sistematik bir teknik ile sabah tedaviye alınan hastanın gün içinde toplam üç saatlik bir çalışma ile akşama deneyim yaşayabilir.”
Hipnoz tedavisi ile kasılmaları kaldırıp gevşemeyi zihin ve bedene öğretebilmek, bilinçaltı bilgi çarpıtmalarını düzenlenmesi, geçmişteki ilişkiye ait oluşan koruyucu duyguların ve travmaların ortadan kaldırılması, öğrenmeyi hızlandırmak, cesaret, özgüven ve güçlü egonun yaratılması mümkün olabiliyor.

Hipnozun vajinismus tedavisindeki önemi;

  1. Kasılmaları kaldırıp gevşemeyi zihin ve bedene öğretebilmesi
  2. Bilinçaltı bilgi çarpıtmalarını düzenlemedeki etkisi
  3. Geçmişteki ilişkiye ait oluşan koruyucu duyguları ve varsa travmaların kaldırılması
  4. Öğrenmeyi hızlandırması
  5. Başarı için cesaret, özgüven ve güçlü egonun yaratılması
olarak sıralayabiliriz.