29 Aralık 2016 Perşembe

Uyku Apnesi Nedir-Nasıl Tedavi Edilir

Uyku Laboratuvarında Neler Yapılır?

Hastanın , beyin elektrosu (EEG) göz hareketleri elektrosu (EOG) Çene kas gerilimi elektrosu (çene EMG), yatış pozisyon kayıtları, soluk alıp veriken burundan giren hava akımı, Soluk alıp verirkenki göğüs ve karın hareketleri, kan oksijen seviyesi, Kalp grafisi (EKG), Bacak kas kasılmaları elektrosu (bacak EMG) kaydedilir.
Bu kayıtlar daha sonra incelenerek öncelikle hastanın uyku yapısı değerlendirilir. Uyku evreleri ve mimarisi oluşturulur. Sonra bu uyku süresinde solunum olayları değerlendirilerek, hastanın soluk alıp vermedeki anormalliklerin var olup olmadığına (soluk hafıflemesi ya da kesilmesi), bunun yanı sıra gelişen oksijen seviyesi değişiklikleri, uyanıklık reaksiyonları, kalp atım değişiklikleri, uyku sırasındaki bacak hareketleri tek tek işaretlenir. Sonraki işlemde bütün bu işlenmiş veriler tekrar bilgisayardan geçirilerek bunun sonucunda , uyku kalitesi, yeterliliği, uyanıklık periotları ile bölünüp bölünmediği, uykuda, nefes kesilmeleri ya da hafiflemelerinin var olup olmadığı, varsa sıklığı, süreleri, hangi pozisyonda belirgin olduğu, uykunun hangi evresinde belirgin olduğu, bu sırada ortaya çıkan kan oksijen seviyesi düşüklüğü süre ve derinliği, kalp atımlarındaki değişimlerin uyku evresi ve anormal solunum olayları ile ilişkisi, uykuda bacak hareketlerinin varlığı, varsa sıklığı raporlanarak hastanın uyku sırasında ortaya çıkan ya da uyku ile ilgili hastalığının var olup olmadığı, varsa ciddiyeti ortaya konur.
Uyku laboratuvarında özellikle kendisini, horlama uykuda nefes tutma ve gündüz uykululuk ile belli eden uyku apne hastalığı şüphesi olanlar yatırılmaktadır. Ayrıca yine gündüz olur olmaz yerlerde uyuklamalara neden olan Narkolepsi, şüphesi olanlar ile daha nadir olarak ta , yine gündüz yorgunluk ve uykululuğa neden olan uykuda periodik bacak hareketi şüphesi olan hastalar yatırılmaktadır.

Uyku Laboratuvarı Öncesi Gerekli Hazırlıklar ve Dikkat Edilecekler

Hastalar sakinleştirici türde ilaçlar kullanıyorsa 1 hafta kadar önce kesmesi tavsiye edilir. Yatış günü, akşam üzeri duş alması, sakallarını kesmesi, göğüs kıllarını ve bacak ön yüzündeki kılları temizlemesi istenir. O gün öğleden sonra içki çay, kahve, gazlı içecekler tüketmemeli, reflüye neden olabilecek portakal, mandalina gibi yiyeceklerden uzak kalması tetkikten 4 saat önceden sonraki zamanda sigaradan uzak kalması tetkikin sağlıklı olması için gerekmektedir. Yatış esnasında kollu ve bacaklı pijama ile gelmelidir.

Uyku Apnesi Teşhisi Alan Hastalarda Tedavi

Uyku apnesi tanısı alan hastalar eğer tedavi edilmeye karar verildi ise bunun altın standartı pozitif basınçlı solunum cihazlarıdır. Bu cihazlar farklı tiplerdedir ( sürekli hava basıncı veren CPAP, nefes alırken yüksek nefes verirken düşük basınç veren BPAP, solunum tamamen durduğu durumlarda tetikleyici özelliği olan BPAP-ST, azalıp çoğalan solunum bozukluklarında (chayne – stokes solunumu) BPAP OTO SV (ASV) ) tedavi edilecek olan hasta KBB muayenesinden geçirilerek üst solunum yollarının açık olduğu ve CPAP kullanmaya elverişli olduğu bilgisi alındıktan sonra (eğer kapalı ise açıldıktan sonra) hasta ikinci gece yatırılarak , solunum bozukluklarının ve buna bağlı kan oksijen seviyesi düşüklükleri ve uyku bozukluğunun hangi tip alet ve basınçta düzeltildiği tespit edilerek hastanın bu nitelikte alet edinesi sağlanır. Hasta artık geceleri yatarken bu alet ile nefes alacaktır.
Uyku laboratuvarında tespit edilen hastaya uygun alet için sağlık kurulu raporu düzenlenerek ilgili sosyal güvenlik kurumundan, tarif edilen niteliklerdeki alet alınacaktır.

Kimler Uyku Laboratuvarına Başvurabilir?

✔ Horlayan,
✔ Uykuda nefesinin kesildiği belirtilen,
✔ Gündüz yorgun ve uyuklaması olan hastalarda, kesinlikle şüpheleniriz,
Yukarıdaki şıklardan birine aşağıdaki şıklardan 1-2 si eklenirse yine şüpheleniriz.
✔ Obezite
✔ Gece terlemesi
✔ Gece idrarı
Ayrıca, Hipertansiyon, Kalp ritm bozukluğu, Sol ve sağ kalp yetmezliği, Diyabet, Kronik Obstruktif Akciğer hastalığı, Beyin Damar hastalıkları varsa bu hastalar riskli hastalardır ve muhakkak uyku apnesi açısından tetkik ve tedavileri yapılmalıdır.

Uyku Apnesi Tedavi Edilmezse Hangi Hastalıklar Görülür?

A. Kalp Damar Sistemi
✔ Hipertansiyon
✔ İskemik kalp hastalığı
✔ Sol kalp yetmezliği
✔ Sağ kalp yetmezliği
✔ Kalpte ritim bozuklukları
✔ Ani ölüm
B. Akciğer
✔ Astım'a yatkınlık
C. Sinir Sistemi
✔ Beyin damarlarında daralma
✔ Gündüz aşırı uyku hali
✔ Sabah baş ağrısı
✔ Uykuda sara hastalığı
✔ Huzursuz ve yetersiz uyku
D. Psikiyatrik
✔ Bilişsel bozukluk
✔ Anksiyete, depresyon
E. Hormon hastalıkları
✔ Cinsel isteksizlik
✔ Cinsel işlev bozukluğu
F. Böbrek
✔ Gece idrara çıkma
✔ İdrardan protein kaçağı
G. Mide barsak sistemi (Gastro özefajial reflü )
✔ Kan hastalıkları (Polisitemi, kan akışkanlığının azalasına neden olmakta )
✔ Sosyal sonuçlar
✔ Okul ve iş performansında azalma
✔ Raporlu olma süresinin artması
✔ Çocuklarda hiperaktivite
✔ Sosyal ilişkilerde bozulma (Boşanmalar vs.)
Kazalar (trafik, ev, iş)
Yaşamı tehdit eden ve yaşam kalitesini bozan sağlık sorunları ortaya çıkar.

Medical Park Uyku Birimleri

Donanımlı uyku labortuvarında hastanın uyku tetkiki yapılarak uyku apnesinin araştırılması, eğer varsa ciddiyetinin ortaya konması ile KBB, Göğüs hastalıkları ve Nöroloji bölümlerince tedavi biçimine karar verilerek, tedavisi düzenlenmektedir.

Uyku Laboratuvarı Nedir?

Hastanın uyku ile ilgili kaydedilebilir tüm verilerinin bilgisayara sonradan incelenmek üzere kaydedildiği yerdir. Ev ortamı hassasiyetinde oluşturulan özel bir odada hasta uyurken gece boyu izlenir ve kameraya kaydedilir.

Stres egzaması Nedir Tedavisi

Stres egzaması nedir?
Deri; kişinin iç ve dış ortamları arsında bir sınır oluşturan, duygularımızın ve reaksiyonlarımızın yansımasında önemli rolü olan bir organdır. Yapılan araştırmalarda; dermatolojik hastalıkların yaklaşık yüzde 40 kadarında, eşlik eden bir psikolojik bozukluk olduğu görülmektedir. Strese bağlı olarak ortaya çıkan deri hastalıkları arasında en sık görüleni 'stres egzaması' olarak da bilinen 'liken simpleks kronikus' dur.
Egzama nedir?
Egzama; derinin çeşitli iç ve dış faktörlere bağlı, iltihabi cevabı olarak ortaya çıkan klinik tabloların genel ismidir ve hastaların çoğunda ortak klinik özellikler gösterirler.
Kimlerde görülür?
Stres egzaması, son derece yaygın bir hastalıktır. En sık görüldüğü yaş grubu 30-50 yaş aralığıdır. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Hastalık, obsesif kişilik yapısına sahip kişilerde ve alerjiye yatkınlığı olan bireylerde daha sık görülür.
Belirtileri nelerdir?
Bu hastalık başlangıçta görünür herhangi bir bulgu olmaksızın kişinin kaşıntı duyması ve sürekli kaşıntı ve sürtünme sonucu ortaya çıkan belirtilerle karakterizedir. Kaşınan bölgelerde zamanla kızarıklık kepeklenme ve deride kösele benzeri kalınlaşma ile birlikte pul pul deri dökülmeleri ve kabuklu yaralar ortaya çıkar. Egzama ilerlerse bu bölgelerde zamanla sulantı, ağrı, açık yaralar ortaya çıkabilir. Daha da ilerlerse bu yaralardan deriye giren bakteriler enfeksiyona yol açabilir. Tedavi edilmezse kaşıntı sürekli bir hal alır ve giderek vücudun değişik yerlerine yayılır.
Vücutta nerelerde oluşur?
Vücudun herhangi bir yerinde görülebilmekle birlikte en sık saçlı deri ense sınırında, sırtta kürek kemiklerinin üzerindeki deride ve bacaklarda ortaya çıkar. Özellikle kullanılan elin ulaşabildiği deri alanlarında akşamları artan kaşıntı ile kendini gösterir. Hastalık bazen makat bölgesini de tutabilir ve şiddetli dayanılmaz kaşıntıya yol açabilir.
Tedavisi nasıl yapılır?
Tedavi edilmeyen ve ihmal edilen durumlarda, deride geri dönüşümsüz belirtiler meydana gelebilir. Deride kalınlaşma ve deri renginde koyulaşma bazen yıllarca sürebilir. Stresin tetiklediği bu hastalık da strese neden olur ve olay bir kısır döngüye girer. Bu nedenle hastalığın erken tanısı ve tedavisi önemlidir.

Akut Psikiyatrik Durumlar

Akut başlayan bir akıl hastalığının biyolojik, ruhsal veya dışarıdan uyarıya bağlı nedenleri olabilir. Genellikle bu durum güçlü bir kaygı, ruhsal gerilim ve sıkıntı ile birliktedir. Akıl hastası bazen aile bireyleri, arkadaşları, komşuları veya polis tarafından çeşitli önlemlere başvurularak yatıştırılır ve bir akıl hastanesine gönderilir. Acil psikiyatrik girişim gerektiren durumlar arasında akut psikiyatrik krizler (akut sanrılı psikozlar, manik taşkınlık, akut hezeyanlı psikoz, akut depresyon ve kaygı durumları, kronik psikozların akut alevlenmeleri), histeri krizleri, intihar girişimleri, alkol ve madde bağımlılığıyla ilgili krizler, bazı psikomotor epilepsi (sara) krizleri, bunama (demans) taşkınlığı, zekâ geriliğine bağlı taşkınlıklar sayılabilir
Hastanın durumu şu başlıklar altında incelenebilir:
Görünüm ve davranış: Hastanın giyimi, duruşu, yüz ifadesi, hareketleri, karşısındaki kişi ile ilişkisi, taşkınlık, düşüncesizce hareketler, yapmacık davranışlar, zorlantılı hareketler, törensi davranışlar.
Konuşma: Konuşmanın akışı, düşünce biçimi, konuştuklarının mantığa uygunluğu, devamlı değişen fikirler.
Düşünce içeriği: Hastayı ilgilendiren konular, takınaklı düşünceler, yanlış değerlendirmeler, başkaları tarafından etkilenme hezeyanları, küçüklük veya büyüklük düşünceleri.
Algılama: Görme, işitme veya dokunmayla ilgili algılama bozuklukları (halusinasyonlar); kişliğini yitirme depersonalizasyon), gerçeklerden uzaklaşma.
Duygulanım: Mutluluk, üzüntü, gurur, keder, korku, kaygı, şaşkınlık, duygulanımın körelmesi, değişkenliği.
Bilişsel işlevler: Bilinç düzeyi, bellek, zaman (hangi gün ay ve yılda olduğu) ve mekan (nerede bulunduğu) yönelimi, genel bilgi (devlet başkanının, başkentin adı) dikkat yoğunlaşması, zeka, anlama ve yargı yeteneği; özellikle o anki durumla ilgili düşünceleri ve gelecekle ilgili planları.
Sık karşılaşılan akut akıl hastalığı tabloları:
Konfüzyon (şaşkınlık): Beyindeki organik kökenli bozukluklara bağlı geçici bilinç bulanıklığıdır. Ülaçlarla tedavi edilmese bile kısa sürelidir. Konfüzyon sırasında hasta çevresindekileri, bulunduğu yeri tanıyamayabilir, zaman ve mekan yönelimi bozulur.
Hezeyanlı (varsanılı) durumlar: Gerçekle ilişkisi olmayan düşünce içeriğiyle kendini belli eden tablolardır. Beraberinde algılama bozukluğu (sanrı) olabilir.
Manik taşkınlık: Aşırı coşku (öfori) yönünde duygulanımın egemen olduğu, düşünce akışının hızlandığı durumlardır. Hastanın giyiminde genellikle canlı renkler göze çarpar, uyku azalmıştır, hasta yerinde duramaz, aşırı öfkeli veya neşeli, cesaretli olabilir. Cinsel istek genellikle artmıştır.
Bunama (demans): Beyinsel işlevlerde genel bir azalma görülür. Özellikle yakın bellek, dikkat yoğunlaşması ve bilişsel işlevler giderek artan ölçüde geriye dönüşsüz biçimde azalır. Hasta kendine bakma ve günlük işlerini yapma yeteneğini yitirir.
Psikotik Sıkıntı
Psikotik hastalarda görülen sıkıntı ve bunalma yoğun bir yok olma ve parçalanma korkusu ile kendini belli eder. Kişi, dış dünyanın kendi varlığını tehdit eden biçimde değiştiğini duyumsar.
Akıl hastasına yaklaşımda, hastayla konuşan kişi bu durumun farkında olmalıdır. Akıl hastasının taşkınlığı karşısında şiddet kullanılması, onun savunma mekanizmalarını harekete geçirerek hastanın daha da saldırganlaşmasına yol açabilir. Kuşkucu ve güvensiz olan saldırganlaşma eğilimi taşıyan bir akıl hastası karşısında sakin ve ihtiyatlı hareket edilmelidir. Bir psikiyatri olgusu ile karşı karşıya kalındığı anlaşıldığında derhal hasta ile birlikte konuyla ilgili bir uzmana başvurulmalıdır. Bu sırada hastayı bilen, yakından tanıyan birini de yanında olması gerekir.

Ağır psikozlardaki gibi, bir akıl hastasının ya da organik beyin sendromu olan bir kimsenin gerçekle ilişkisi önemli ölçüde kopmuşsa, algılama ve davranış sapmaları çok şiddetli olabilir. Bir akıl hastasının kendisiyle konuşanlarla ilgili düşünceleri hem akılcı hem de akıl dışı unsurların karışımı şeklindedir. Hastanın konuşması, davranışları, giyimi tutarsız, anlaşılmaz veya uygunsuz olabilir. Gerçekle ilişkisi tam olarak kopmamış hastalar yardıma ihtiyacı olduğunu ve sorunlarını birisiyle paylaştığında rahatlayacağını bildiği halde aynı zamanda reddedilmekten, eleştirilmekten veya utandırılmaktan çekinebilir. Bu nedenle hastaların başlangıçta kendilerine yaklaşanlara karşı karmaşık duygular içinde olması sık görülen bir durumdur.
Aynı şekilde akıl hastasıyla karşılaşan kişiler de ona karşı kızma, üzülme, acıma, aldırmama, alınma gibi değişik duygular taşıyabilir. Hasta ile konuşan kişi bu duygularının onunla olan ilişkisini bozmasını önlemelidir. Hasta ile karşılaşan kişi dikkatli, dostça ve hastaya güven veren bir tutum takınmalı ancak hastanın yargılama ve algılamasının bozulmuş olabileceği göz önüne alınarak dikkatli olunmalıdır.